Yeni yatırımlar, yeni projeler, yeni işler, yeni ortaklıklar yeni, yeni, yeni….
Girişimci için yeni hiçbir zaman bitip tükenmeyen bir kavram, şimşek gibi kafasına çakan fikirler, yıldırım gibi harekete geçmeler…
Aynı anda birden fazla projeyle uğraşma güdüsü, kendini bir anda durmak bilmeyen hareketin içinde buldurur.
Gün gelir zaman mefhumunu unutur, her projenin bir anda olması sabırsızlığıyla, yanlış hamleler yapmaya başlar.
Hayat yüce Tanrı tarafından, döngüsel, hoş bir ahengin üzerine kurulmuştur. Azim, kararlılığın yanında döngünün içindeki ahengi de unutmamız gerekir.
Örneğin çocuk ana rahminde döllendikten sonra 9 ay sonra dünya geliyor. Toprağa tohumu attıktan sonra olgunlaşması zaman buluyor. Güneşin doğması, batması aynı şekilde bir döngü ve zaman diliminde meydana geliyor.
İşte demem o ki; bazı şeyler için sabırsızlanmamak gerekiyor. Her şeyi Yüce Tanrının evrende kurduğu, o düzenin, olgunlaşma devresine bırakmak lazım. Sabırsızlık, tez canlılık, akabinde hata getirir.
Mesele projeler yaklaşırken bir çocuğun doğma, büyüme, gelişme evreleriyle her zaman benzeştirin. Düşünün bir anda çocuk doğmuyor, bir anda emeklemeye başlamıyor ve bir anda yürümeye aynı zamanda koşmaya hiçbir şekilde başlayamıyor. Her şey bir zaman, emek, ahengi içinde harmanlanıp kendini buluyor.
Sonuç olarak önümüze gelen fırsatları iyi analiz edip, onları yakalamak ve olgunlaşma süreçlerini, evrenin ahengi içerisinde yürütmemiz gerekmektedir. Süreçte girişimci sakin, temkinli, kabul edilebilir, bazen de deli riskleri almak zorundadır.
22.06.2014

