Sosyal medya kavramının hayatımıza girmesiyle herkesin hayatı bir anda değişti, artık herkes gündelik hayatını an ve an facebook, twiter, instagram vs. gibi bir çok sosyal paylaşım sitesinde yayınlamaya başladı. Zengin, fakir, genç, yaşlı tüm bireyler sevinçlerini, üzüntülerini birden tüm dünyayla paylaşma ihtiyacı ortaya çıktı.
Örneğin Fakir mutavazi bir ailenin çocuğu olan Ayşe sabah kalkıyor, babasının ona zar zor kazanarak verdiği parayla en iyi yere gidip kahvaltı tabağının fotoğrafını çekip paylaşıyor, öğlen marka elbiselerini göstermek için yine iyi bir yer bularak fotoğraf çektiriyor, akşam aynı şekilde bu devam ediyor ve paylaşımlar paylaşımlar…
Yalnız Ayşe’nin iç dünyasında şöyle bir savaş var; İnsanlara gerçekte olmadığı gibi kendini, göstermesi , orta bir ailenin kızı olduğundan utanması, parasının olmamasının bir suç gibi düşünmesi ,ve o özlemini çektiği, aslında yaşamak istediği hayatı sanki yaşıyormuş gibi sosyal medyada sahte bir hayat yaşamanın verdiği acı, onu çok üzmektedir.
İkinci bir örneği ele alırsak zengin Buse’nin hayatı. Buse bilgi ve beceri anlamında o kadar yetenekli değil, dünyada sadece paranın bir güç olduğunu düşünen, çalışmayan, üretmeyen biridir. Babasından aldığı paralarla en iyi restoranlarda pozlar verip, en iyi arabalara binip, hayatını gösterişe adamış ve bununda tüm çıplaklığıyla sosyal medyada yaşamayı seçmiştir.
Ama Buse’nin de iç dünyasında sıkıntılar vardır. Hiçbir zaman gerçek anlamda mutlu olamamıştır. Kendi gerçekten o değildir. Asıl özendiği çok daha sınırsız zengin olanlardır. 10 lirası varken kendini 100 lirası varmış gibi lanse etmenin kendi içinde ki yaşadığı acı, onu derinden üzmektedir. Ve arkadaşının daha pahalı bir arabayla poz verip facebookda paylaşması onu kahretmektedir.
Bu iki uç örnekte de de görüldüğü gibi acaba sosyal medya bizi özenti toplumuna mı götürmektedir? Gerçekte yaşadığımız hayatları gizlememize, asıl yaşadığımız problemleri yansıtmamaya, bunun yanında çok güzel sahte bir yaşam tablosu çizmeye mi? zorlamaktadır.
Orta ölçekli bir kişi ay sonunda kira, doğalgaz, elektrik, su parasını nasıl vereceğini düşünürken, sanki gerçekte bu kadar insan bunları düşünmüyormuş gibi insanların kendilerini kandırır gibi sosyal medyada kaliteli, bir yaşam sergiledikleri sizce de tuhaf değil mi?
Facebookda filozof, zengin, gösterişli, bilgili, güzel gibi görünün bir çok kişi iç dünyasında büyük savaşlar vermekte ve karşı tarafta algı yanılması yol açmaktadır.
Doğru olan aslında herkesin kendi benliklerini bulmasıdır. Kendini ifade edecek en iyi yolu bularak örneğin; bu bir meslek olabilir, sanat dalı olabilir, muzik olabilir, edebiyat olabilir vs gibi bir konuda kendilerini profillerinde o konu hakkında bilgi alışverişlerinde bulunarak toplum yararına faydalı olmaktır.


