Olgunluk yaşla değil ! Yaşadıklarıyla alakalı bir durum. Kısa metrajda çok yaşayanlar, uzun metrajda az yaşayanlar !
Yirmileriden otuzlara doğru giderken, yaşın kendi içinde bir anlam ifade etmediğini gördüm. Sadece öğrenmekte yetmiyor. Yaşarken öğrenmek ve öğrendiğini hızlı bir şekilde uygulamak gerekiyor. Eğer uygulamadığınız takdirde sadece fiiliyatta bazı şeyler biliyor olarak kalacaksınız.
Olayları kendi içinde yaşamak çok farklı bir olgu. Düşünün bir yazar vardır. 50-60 yaşlarında yazdığı eserleri okuyorsunuz, tecrübelerinden yararlanıyorsunuz. Ama yine de okuduğunuz ve ibret olarak aldığınız olayalar zincirinde bile aynı hatalara tekrardan düşebiliyor ve o yaşadıklarınız belli bir noktaya getirebiliyor sizi.
Aslında önemli olan hatalara düşmekte değil, çünkü yanlışlara düşe düşe ancak doğru kuramını bulabilirsiniz. Burada hatalardan sonra olaylara bakış açınız, çok yönlü değerlendirme ve analiz etmek çok önemlidir. İşte bu noktada olgunluk kavramı her olaydan sonra olayların boyutuna göre karakterimize yansır.
Olgun olmak aslında erdemli olmaktır. Erdem asilliği getirir. Asil insan çok konuşan değil çok dinleyendir.


